4 Mayıs 2012 Cuma

Diyanet'e bütçe farz, Tiyatro'ya bütçe zarar ziyan

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, diyanet'e bütçenin musluklarını açarken, sanata ayrılan bütçeyi "zarar ziyan" diye açıkladı.

Bu mantıkla, hükümetten Diyanet'in ve Camilerin de özelleştirmesini bekleyebiliriz. Zira, bu kalemler de devlete kar getirmiyor.

Aşağıda mevcut hükümet'in vergilerimizle Toki'ye yaptırdığı ultra lüks Ataşehir Mimar Sinan Cami'nin fotoğrafını görebilirsiniz.

"Toki'nin yaptığı Ataşehir Mimar Sinan Cami"

Başbakan'ın danışmanlarının, Başbakan'a her konuya sadece pragmatik açıdan bakmaması gerektiğini anlatması gerekiyor. Devlet, kar amacı gütmez. Kamu faydası için hizmet sağlar. Devlet, bir limited şirket ya da anonim şirket değildir. 

Devletten Satılık Tiyatro

Şehir Tiyatroları'nın Özelleştirilmesi 



Karikatür: Ergin Asyalı





Karikatür: Leman Dergisi


AK Parti, yine nefret ve intikam duyguları ile devletin kar amacı güden bir şirket değil vatandaşa hizmet götüren bir yapı olduğunu unuttu.

Emir büyük yerden, şehir tiyatroları özelleştirilecek

Şehir ve devlet tiyatroları özelleştiriliyor

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şehir tiyatrolarında yaşanan gerginliğe "Şehir tiyatrolarını özelleştirme" kararı ile çözüm buldu.

AK Parti Gençlik Kolları 3. Olağan Kongresi'nde konuşan Başbakan Erdoğan, gündeminde, son günlerde gerginliğe ve istifalara sahne olan şehir tiyatroları da vardı.

Başbakan'ın konuya ilişkin açıklaması şöyle:
"İstanbul Şehir Tiyatroları meselesinde o despot anlayış, o kibirli tavır bir kez daha tezahür etti. Şehir Tiyatrolarında yapılan bir yönetmelik değişikliği üzerinden hem bizi hem tüm muhafazakarları aşağılamaya ve küçümsemeye başladılar. Allah aşkına soruyorum ya siz kimsiniz? Siz her konuda söz söylemede, her konuda otorite olduğunuzu iddia etme yetkisini nereden alıyorsunuz? Bu ülkede tiyatro sizin tekelinizde mi? Bu ülkede sanat sizin tekelinizde mi? Sanat konusunda söz söylemeye sahibi olan sadece sizler misiniz? O devir geçti. Artık despot aydın tavrıyla parmağınızı sallayarak bu milleti küçümseme, bu milleti azarlama dönemi geride kaldı. Bu ülkede pırıl pırıl bir nesil yetişti.”

“Devlet eli ile tiyatro olmaz” diyen Başbakan Erdoğan, tartışmalara son noktayı şu sözlerle koydu: “Ben Kadir Beyi tebrik ediyorum ve aynı şeyi şu anda Bakanlar Kurulu’na getireceğim ve tiyatroları özelleştireceğim ve istediğiniz gibi tiyatrolarınızı oynayın. Gerekli desteğimizi de veririz."

Kaynak: TRT Haber

Tiyatro ve tiyatrocularla sorunu olanlar, tiyatroyu özelleştirerek tiyatroculara haddini bildirmek istiyorlar. Devlet destiğini tiyatrolardan çekelim diyorlar. Peki, "dindar" olmayanlar da şunu dese: "ben de camiye gitmiyorum, benim vergimle camilere ve imama para harcanıyor, camiler özelleştirilsin.". Bu işin sonu ne olur?


Fırat Tanış'ın, şehir tiyatrolarının durumu için uyarlama yaptığı "Yani" parçası.
Uyarlamada çarpıcı sözlerden bazıları: Hamlet tespih çekiyor, Oyunları bile Fen İşleri yazıyor.


3 Mayıs 2012 Perşembe

Hiç bitmeyecek bir ilişki: Din ve Para

Sözüm ona, faiz değil kar payı veren İslami Bankalar'dan biri olan Türkiye Finans kredi kartı ile uygun fiyatla Umre fırsatını anlatan reklamı aşağıda görebilirsiniz.

Din, tarih boyunca en çok sömürülen şey olmuştur. Günümüz Türkiye'sinde de, din sömürüsü artarak devam etmekte, din üstünden rant sağlayanlar ise köşeyi dönmekteler.


Türkiye'nin durumuna Kuran-ı Kerim'den bir atıf


Ben, memleketimizin helak olduğunu ve daha da olacağını düşünüyorum. Ve aklıma Cuma Hutbelerinde duyduğum Kuran-ı Kerim'den şu sözler geliyor:

"Biz bir memleketi helâk etmek istediğimiz zaman, varlıklı şımarıklarını idareci yapar, iktidara getiririz. İlâhi-İslâmî emirleri uygulamayı emrettiğimiz halde, onlar orada, doğru ve mantıklı düşünmeyi terkederler, hak dine itaat dışına çıkarlar, günah, isyan, inkâr bataklığına dalarlar. Hür iradeye, özgürce seçme hakkına sahipken, sana ve Kur’ân’a itibar etmedikleri için, o memleket halkı gerekçeli olarak cezaya müstehak olur. Biz de orayı darmadağın ederiz." 

Kaynak: Kuran-ı Kerim İsra Suresi 16. Ayet

2 Mayıs 2012 Çarşamba

Bu Stadın Adı Nedir?

İstanbul Seyrantepe'de yer alan ve Galatasaray Futbol Takımı'nın maçlarını oynadığı stadın adı nedir?

A) Aslantepe Stadı




B) Türk Telekom Arena (TT Arena)




C) Ali Sami Yen Spor Kompleksi




Klasik isim koyma sorunlarından bir tanesi de Galatasaray Futbol Takımı'nın maçlarını oynadığı stat için yaşanmakta.

Yukarıdaki fotoğraflara bakılırsa, bu stadın adı "D" hepsi. Bizlere de böyle isim koymak yakışır. 

1 Mayıs 2012 Salı

Bu ülkede ne karşılıksız çekin ne de şikenin cezası var!

Ülkemizde, ahlaklı olmanın maliyeti ağırken, ahlaksız olmanın ise bir bedeli yok, hatta mükafatı çok.

Benim kanıma çok dokunan konu, karşılıksız çekin doğru düzgün bir cezasının artık kalmamış olması.

Hükümet, 'çek mağduru' diye nitelendirdiği karşılıksız çek yazıp piyasayı dolandıranları kendisine daha yakın bulduğu için 2012 yılı itibari ile yeni düzenlemeye gitti.

Yeni düzenleme ile karşılıksız çek yazmanın, hemen hemen hiç bir sorumluluğu bulunmuyor. Eskiden en azından karşılıksız çek yazanlar, hapis cezası korkusu ile ödeme yapmaya gayret ediyorlardı. Ama artık hapis cezası da yok.

Yüce(!), ulu(!) ve mümin(!) hükümetimize göre karşılıksız çek yazan dolandırıcılar mağdurken, borcuna sadık olup çekini ödeyen ama elinde karşılıksız çek patlayan kişiler ise devlet tarafından kaderine terk ediliyor.

Ülkeye vergisini ödeyenler, dürüst ve çekini ödeyen adamlarken, sen hükümet olarak karşılıksız çek yazacak adamlara cesaret veriyorsun ki, mevcut dürüst firmaları da batırsınlar. Hepimiz dolandırıcı olalım.

Bir hükümetin görevi, dürüst firmaların ayakta kalmasını sağlamak için alacakları konusunda yardımcı olmak mıdır? Yoksa kalpazan gibi karşılıksız çek vererek sefa süren adamları desteklemek midir?

Bir diğer cezası olmayan konu ise futbolda şike.

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkası Yıldırım Demirören'in sevinerek belirttiği üzere etik kurulu sahaya yansıyan bir şike olayı tespit edememiş(!) Futbol camiası meğer ak ve pakmış. Hani ak olmak moda ya(!)

Şu aşamadan sonra Lig Tv'ye para veren de, kombine bilet alan da futbolun bu pisliğinden sorumludur.